Makro Sosyoloji ve Kast Sistemi Hakkında Bilgi

Makro sosyolojide kast sistemi, tarih boyunca süregelen tabakalaşmaların yanında en ilginç olanı ve üzerinde çok fazla ayrıntılı araştırmalar yapılmış olanıdır. Hindistan’ın yıllarca İngiliz egemenliği altında kalmasından dolayıdır ki, Kast sisteminin kaynağının büyük bir bölümünü İngiliz sosyal bilimciler oluşturmuştur. Örnek verecek olursak T. Bottomore’un kaleme aldığı ‘Toplumbilim’ isimli sosyolojiye giriş niteliğindeki eseri Hint toplum modelinden örneklerle doludur.

 

Portekizce ve İspanyolcadaki “casta” kelimesinden gelen ”kast” kelimesinin kökeni ise Latincedeki “castus” sözcüğüdür. Bu sözcük ise Latincede “özellikle bir şey karıştırılmamış” anlamına gelmektedir. “Casta”nın İspanya haklı tarafından “ırk” olarak kullanılmış, XV. yüzyılda ise Portekiz halkı tarafından da Hint toplumu için kullanılmıştır. Kelime kullanım anlamıyla İngilizce ve Fransızca’ya XVII. yüzyılda gelmiştir.

Kastlar, Hint toplumunun sosyal sınıflarıdır. Fakat söz konusu olan bu sosyal sınıfların, topluma özgü sınıflar olduğu da unutulmaması gerekir. Nitekim ki bu ‘sınıf’ kelimesi daha geniş bir anlamda kullanıldığı, bu anlamda kastların, XIX. yüzyılda Batı Avrupa’da yer alan ‘sosyal sınıf’lara yakından ilişkisini olmadığı da bilinmektedir.

Hint kast sistemindeki sosyal yapı, temel olarak kastların dini inançlarla direkt olarak bağlantılı olarak ortaya çıkmıştır. Hindu dininde ‘kir’, uzak durulması gereken her şeyin başında gelir. Bazı iş ve eylemler ve bunları yapan kişiler ‘kirli’ olarak görülmektedir. Bu kirlilik damgası insanların onlarla kesinlikle ilişki kurmamasını ve temas halinde bulunmamalarını gerektirmektedir. Bu sayede ortaya çıkan kastların hepsi geleneksel olarak kendi meslek adlarıyla anılmaktaydılar. Din adamları; brahmanlar, savaşçılar; kşatriya, tüccar ve esnaf; vaşya, köylüler;sudra ve paryalar; harijhan.

 

Sistemi oluşturan kastlar, halk tarafından, tanrının baş, gövde, kol ve bacaklar gibi farklı uzuvlarından yaratıldığına inanılmaktaydılar. Bu inanç ise sosyal entegrasyonun desteklenmesinde önemli bir takım sonuçlara yol açmıştır. Sınıflar arası geçişin imkansız olduğu için halkın arasındaki gerilimin artması beklenmişti. Böyle bir şeyin söz konusu olmaması, uzun yıllar süresinde toplumun uyum içerisinde yaşaması, dini inançların sosyal yaşamdaki önemini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu durum, Carl Marx ve Max Weber gibi sosyolojinin iki büyün üstadın kendi pencerelerinden, aynı gerçekliğin değişik taraflarını tespit etmelerini de açıklamaktadır.

 

Kast sisteminin niteliklerinden birisi ise, belli bir kasta üyeliğin doğuştan kazanılan bir özellik olduğudur. Ölene kadar üyesi olduğu sınıfın mesleğini sürdürmekle zorunlu olan bu insanlar, her ne kadar üstün yetenekli yahut çalışkan olsalar da hiçbir zaman statülerini yükseltmek gibi imkanları yoktur. Yani bir üst sınıfa geçiş yapmanın hayali bile kurulamaz. Evlilik konusunda ise alt sınıftan bir erkeğin üst sınıftan bir kadınla evlenmesi kesinlikle yasaktır. Fakat üst sınıftaki bir erkek ile alt sınıftaki bir kadın evlenebilir. Böyle bir evlilik brahmanlar yani din adamları için yasaktır.

Peki sayın okurlarımız, kast sisteminin bu denli acımasız ve bu sistemin niteliklerinin adaletsiz olmasında, sizin yorumlarınız nelerdir?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here